Saptama ve Dışa Vurum

blog'a geri dön

20 yorum var - 30 Haziran 2008 00:04

Olayların cereyanını görmek,
ve bunun idraki içinde olmak,
bu karşıtlık okyanusunda...

Bilinmeyenin büyüsü ve çekiciliği var,
korkma git ! seni çeken yere,
sen ancak böyle sen olabilirsin.
Ama, yaşam bir maskeli balo,
ve hepimiz gerçeğin acısından korkan,
Pandomim oyuncularıyız...

Duygu istiyor,akıl düşünüyor,
ve beden harekete geçiyor,
İsteksel eyleme saygı duyuyorum,
ve sonra,
seni görmemin sakıncası var mı?
diye, soruyorum kendime...

İblisin yetenekleri ve Tanrının gücü.
Ve bir kedi miyavlıyor dışarda,
Bu kez daha farklı olacak,
Mı?

Kapana sıkıştım galiba,
öyleyse kendine izin verme,
unutma deniz göz kamaştırır
ve sakin ol,
Bak dışarda büyük bir dünya var,
Mı, acaba?
Acaba kendimde miyim?

İblisin özgürlüğü,
Tanrının hakimiyeti.
Ve insanın ikilemi.

Saat kaç oldu? Katrilyonlarcayı trilyonlarca geçiyor.

Seksüel dürtüler ve kozmik ışık.

İnsanlar yürüyorlar ama,
adımlarının farkında değiller...

Etrafını kolaçan et,

ve düzenin düzensizliğini gör
gene de, yılma,

sihirli bir atmosfer yarat kendine,

sahipli bir geçmişin olsun.

Ve unutma şimdiye sahipsin zaten,

yarını da şimdi doğurur...

Canlı bir varlığın içinde yaşıyorsak,
ve eğer bu varlık kusarsa,
bizim için hiç iyi olmaz...

İyilikler ve kötülükler!
Bu kavramlar görece
ve yanılgılar içinde...

Duygularını ifade et diyorlar,peki,
neli olsun,
ağdalı mı imgeli mi ?
Ne o bir problem mi var?
Düşünüyorum!
Defolu muyum, yoksa kaçık mıyım ?
sittir lan! çorap mıyız be...

Artık şehrin merkezinde,
hayal kurma kursları oluşturulmalı,
biz insanlar,
çok sıkıcı hale geldik çünkü.

İblisin çarpım tablosu,
Tanrının geometrisi.
İnsanın kör cahilliği...

Ve şimdi seksüel düşünceler:


gizemli bir yolculuğun,
hassas kapıları.

titreyiş ve saflık.

:
varlığın fişi,
ve algının dokunuşu...

tamam,yeter artık. haydi gir içeriye!
hay aksi ! kapı kapanmış.
ya da ben bulamıyorum.
kahretsin !
buralarda bir yerdeydi,
olmalıydı...

Gerçekten nerdesin şu anda,
ve ne yapıyorsun acaba,
uyuyor musun, yoksa sevişiyor musun ?
bu konuyu da sittir et be!
Sevdik, güldük, ağladık,
giden gitti işte...

İnsanlar benim yanımda neden tedirgin,
yoksa ben miyim tedirgin olan ?
Korkutuyor muyum onları,
yoksa ben miyim korkan ?
Sıkıyor muyum onları,
yoksa ben miyim sıkılan ?
Bu soruların cevabı beynimde,
ya çok geri kalıyor,
ya da çok ileride...

Tanrı: dinginlik...
İblis: renkli karnaval hikayesi...
İnsan: kargaşanın doruğu...
ama, gene de gerçek...

Kaçınılmaz, tekrar seksüel düşünceler ;

:

uyarı unsuru ve duyusal hoşnutluk.

zevk sinyalleri...

:

bedensel geçiş kapıları.
ve öpüşmenin ıslak sesi,
evrensel ritme uyum,
ve haz türküleri...

İşte aklıma geldin yine, ama sormuyorum bu sefer kendime,
nerdesin ve ne yapıyorsun diye...

Ne garip !
insanlar büyük bir boşluğun içinde yaşışıyorlar,
ya da çılgın bir doluluğun dışında...

İnsanlar kendi iç gerçeklerine ulaşabilselerdi,
her insan filozof gibi düşünür,
ozan gibi konuşurdu...

Sonkez seksüel düşünceler ;

Ne yani dejenere mi oldum şimdi ?
Budala olma oğlum!
bu var olmanın sebebi.

Ya Sıfat ve Kariyer ve Para ?

Düşünüyorum, o halde varım'dan sonra,

Hala düşünüyorum...

depresifik...

Sanırım çevrede olup bitenleri anlamak ,
İnsanları anlamak bunların hepsi öncelikle kendini anlamakla var oluyor. Kendi gerçeğini çözümlemekle.. Ve çok az insanın başarabildiği gerçeğe ulaşma.
Kendi sıradanlığından kurtulup,
Sahteliğine uzak kalıp, tek gerçeğin içinde var olanlardan ibaret olduğunu anlamak, belkide anlayabilmek..

sophiaa  30 Haziran 2008 00:17  

çaba göstermek, sadece çaba göstermek...
ne olursa olsun,

depresifik  30 Haziran 2008 00:20  

oh be özlemişim böyle yazmıyordun ne zamandır.

esocan  30 Haziran 2008 00:28  


:)))))

chatart  30 Haziran 2008 00:29  

bu yazı yeni değil zaten...
95 te yazmıştım...
daha önce bloğa eklemiştim,
bir öfkeyle tüm bloğumu sildim...
gerektiğini düşündüm ve
şimdi tekrar ekledim...

depresifik  30 Haziran 2008 00:34  

cuk diye, oturdu yazıya:)))))

depresifik  30 Haziran 2008 00:35  

çok iyi etmişsin sevgili depresifik..

esocan  30 Haziran 2008 00:36  

hepimizin aradığı o ''trafik memuru'' herhalde huzurlu bir
uyku için :)

yOLcv  30 Haziran 2008 02:24  

İçimden , dışıma doğru ... Büyüyen fırtınalar ...

Ercestbeau  30 Haziran 2008 12:04  

dıştan gelmesin de!

depresifik  30 Haziran 2008 20:20  

bir hayatın özeti misali........
bundan daha iyi ifade edilemezdi yaşanmışlıklar...
ey şair!
bana yağmurdan bahsetmedin yalnızca...
yağmuru yağdırdın!
müteşekkirim.....

Valerie  30 Haziran 2008 23:51  

bir gün şair olurum. inşaalah...

depresifik  30 Haziran 2008 23:55  

oyyyy dostum okumamışım bunu...kaçırmışım...
yani kısaca nutkum tutuldu ,, döktürmüşsün yine diyebilirim anca..sözünün üstüne söz söylemem dostum :)

zsa  01 Temmuz 2008 00:00  

oylamalar ve yazılanların eşit olması düzen hastalığımın tekrar geriye dönmesine sebebiyet verirmi

shrodingerin kedisi  01 Temmuz 2008 11:45  

bilmem:))

depresifik  01 Temmuz 2008 15:15  

Tüm köşeleri yamuk tabloları düzeltme takıntısıydı içimde,ben de ki seni yontmak....

neolika  21 Temmuz 2008 02:08  

can acıtmaz dii mi???

depresifik  21 Temmuz 2008 02:20  

her defasında biraz düzelttiğimde tabloları çivileri oynardı yerinden....

neolika  21 Temmuz 2008 02:23  

düşürmemek, kırmamak lazım...

depresifik  21 Temmuz 2008 02:28  
bu yazıya puanı basanlar: